Futbolun Argo Dili

Futbolun bir erkek oyunu olduğu ve argo sözcüklerin de hep erkekler tarafından kullanıldığı söylenir. Erkeklerin bu argo sözcükleri kullandıkları alanların başında ise futbol maçları gelir. Çünkü erkekler arası rekabetin ve bunun yansımasının en açık yaşandığı alanlardan biri futboldur. Haftanın bir gününde oynanan bir maç futbolseverler tarafından haftanın kalan altı gününde konuşulur.

Kültürel seçkinci eleştiricilere göre spor taraftarlığı, insanları yüzeysel anlayışlı, gelişmemiş, kaba ve niteliksiz eğlencelerin peşinde koşan kişiler haline getirir. Bu durum özellikle futbolda çok daha belirgin haldedir. Bunda da haklılık payı vardır. Çünkü spor izleyicileri içinde en az okuyan taraftar grubu futboldadır. Burada aynı durum futbolcular içinde geçerlidir.

Futbol dünyası diğer spor dallarından kendine özgü bir dili olması nedeniyle de ayrılır. Mahalle aralarından, sokaktan gelen futbol, geldiği yerin dilini konuşur. Bu dil kendine özgü argo dolu bir dildir. Bu dil sürekli olarak kendini yeniler, geliştirir, yeni deyimler, tezahüratlar, taşlamalar, atışmalar, şiirler, sloganlar, duvar yazıları yaratır. Futbolda bunu yaratanlar taraftarlar ve tribünlerdir. Bu dil, çoğunluğu erkek egemen bir dünyanın dilidir. Bu dilin içinde ki argo veya küfürlerde çoğu zaman zekice, kimi zaman entelektüel bir bakış açısı da vardır.

Tribünlerde genellikle rakibi tahrik etmek amaçlı ve çoğu zaman nakaratlı olarak söylenen taşlama, atışma, sloganlar, şarkılarda argo sözcükler daha ön plana çıkar. Zekice, esprili bir dille söylenen bir cümlenin veya sözün arkasından hiç beklenmedik şekilde ağzını birden bire bozan, belden aşağı küfürlerin ve argo sözcüklerin havada uçuştuğu bir ortamda buluverirsiniz kendinizi bir anda… Daha çok popüler müzikten bozma veya siyasetçi, sporcu, şarkıcı ünlü bir kişinin söylediği bir sözden uyarlama yapılan bu söz öbekleri bazen pankartlara yazılan sloganlara da esin kaynağı olur.

Taraftarın çoğu için maçın nasıl geçtiği önemli değildir. Taraftar, sonuç ne ve nasıl olursa olsun küfür ederek, argo sözcükler söyleyerek rahatlayacaktır. Bu çoğunlukla kendi takımı olsa bile fark etmeyecektir. Çünkü taraftar kendi takımına karşı olan sevgisini kendi takımına karşı bile argo sözcüklerle ifade etmekten hoşlanacaktır. Taraftar için kendi takımı galip gelse bile argo sözcükleri veya küfürleri savuracağı bir rakipleri vardır. O olmasa bu sefer hedeflerinde hakemler olacaktır. Veya taraftar hiçbir şey bulamazsa en sonunda kendi kulüp yöneticilerine kadar giden bir argo edebiyatı yapacaktır tribünlerde.

Anlık heyecanın vücut vücuda mücadeleyle birleştiği bir spor dalıdır futbol. Gol olur anında havaya fırlanılır ve sevinilir. Bu esnada hakem haklı veya haksız gerekçeyle ofsayt veya faul düdüğü çalabilir. O an sevinç birden kızgınlığa, kızgınlık ise küfre ve saldırganlığa dönüşür. En sevdiğiniz futbolcu tam gole gidecekken sert bir tekme hareketiyle durdurulabilir veya sakatlanabilir. Hakem rakip oyuncuya kırmızı kartını çıkarsa bile olmadık küfürlü tezahüratlar başlar. En kritik anda gol kaçırılır veya gol yenilerek sahadan mağlup ayrılır. Takımın başarısıyla özdeşleşmiş olan taraftarlar mahallelerine, kahvehanelerine veya işyerlerine gidecek olan insanlar için kızgınlıktan ve küfür etmekten başka yapacak bir şeyleri yoktur. Hakemi mahkemeye veremeyecekler, kulüp başkanına bir söz edemeyeceklerdir. Hakem son düdüğü çaldıktan sonra ortalıkta hesap soracak kimse yoktur. Taraftarın geriye yapacağı tek şey küfür etmektir.

Şüphesiz tezahüratlar futbol dilinin ana eksenini oluşturur. Ancak tezahürat her ne kadar kitlesel ifade yollarının en ilginçlerinden biriyse de futbolun tek konuşma türü değildir. Asıl teması saldırganlık ve cinsellik üzerine konumlanmış olan bu dil maç esnasında taraftarların tribün atışmalarında en basit düzeye indirgenir. Burada önemli olan güçlü ve lafı dolandırmayan sözcüklerle rakibi irkiltmek, sindirmek, rakip üzerinde psikolojik hegemonya kurmak, kendini dinletmek, kendi takımını gaza getirmektir. Oralara gidip de kendi resmi dil ve resmi kültürünü arayanlar her zaman hüsrana uğrayacaktır. Çünkü tribün eğlencelerinin farklı dili, ritüeli ve ruhu maçları, tribünlere gelen taraftarları sayesinde orayı bir karnaval havasına çevireceği gibi bazen de onlarca kişinin ölümüne çeviren bir yas yerine çevirebilecek özelliktedir.

Futbol diğer spor dallarına göre bir alt kültürdür. Bir alt kültür olduğu içinde onun dilini kullanır. Fanatizm ve hooliganizm en çok futbolda görülür. Ülkemizde ve dünyada spor karşılaşmalarında çıkan kavgaların, yaralanmaların ve ölümlerin büyük çoğunluğu futbol karşılaşmalarında olur. Futbolun argo dili ötekileştirilmişlerin, itilmişlerin, fakirlerin, sokak aralarının, varoşların dilidir. Bu dilde karşı takım ve taraftara saygı ve sevgi yoktur, saldırganlık vardır, aşağılama vardır, dalga geçme vardır, ötekileştirme vardır, tahrik vardır, tehdit vardır, her türlü varlığa küfürlü serzeniş vardır. O esnada ruhunu kaybediş ve yeniden bulma vardır. Umberto Eco, “Foucault’un Sarkacı” adlı kitabında futboldan şöyle bahseder: “Futbol, reddedilmişlerin saldırgan enerjilerini ve isyan etme dürtülerini tatmin ettikleri bir ayindir; reddedilmişler her türlü büyüyü ve sihri yapıp bütün dünyaların tanrılarından rakip takımın beklerini öldürmelerini isterler; ama bu arada, onları coşkulu bir esriklik içinde tutarak gerçeklerden koparmak isteyen kurulu düzenin hiç farkında değillerdir.”




Sayı 30 (Ocak - Şubat 2016)

Bu yazı 1776 defa okundu.