Fırat ile Dicle... Süryanilik Üzerine

Bu ayki yazıma Dicle ve Fırat diye başlamak istiyorum.

Biliyorsunuz bu iki nehrin bereket sunduğu ovaya Mezopotamya deniliyor. Mezopotomya’nın eski uygarlıkların beşiği olduğunu da hepimiz biliyoruz. MÖ. 2000 yıllarında Mezopotomya’da Ziggurat dediğimiz kuleleri ile ünlü Asurlular yaşıyordu. Asurluları Zigguratlar’la tarif etmeye çalışmamın nedeni, bu kuleleri tapınak olmaktan öte, göğü inceleyen bilimsel kuruluşlar olması nedeniyle inşa etmiş olmalarıdır. Asurlular bu yarı tapınak gözlemevlerinde güneş, ay ve gezegenleri inceler ve uzayın sırlarını öğrenmeye çalışırlardı. Belki bu yüzden, belki de tam tersi bir nedenle; güneş, ay ve o yıllarda 6 tanesini bildikleri gezegenleri kutsal sayarlardı.


Sabiler Kim?

Zaman geçti, yüzyıllar aktı gitti… Asur devleti yıkıldı, Asurlular değişik kavimlerin egemenliği altında kaldı. Ama ayı, güneşi ve gezegenleri kutsal sayan dinleriyle birlikte yaşamak için mücadele ettiler. Özellikle bugünkü Harran ve Mardin’de bilimsel çalışmalar yaptılar. Bu arada Sabilik denilen, Güneşe ve 6 gezegene birden tapan bir dinin yayılmasına çalıştılar.


Harran İlk Üniversite ve Astronomi Kulesi

Ancak bir müddet sonra tek tanrıya inanan dinlerin etkisinde kalan Asurlular, 4. yy.dan itibaren Hıristiyanlığı kabul etmeye başladılar (Belki biraz daha önce; MS. 37-43). Muhtemeldir ki, bir kısmı da daha sonraki yıllarda İslamı kabul etmiştir.


Süryaniler Kim?

Bu tarihten sonra Hıristiyan olan Asurlulara Süryani denildi. Ancak bu görüşe karşı; Süryaniliğin, Aremi yani Hz. İsa’nın ırkından geldiğine inanan görüşler de bulunmakta ve bunlar görüşlerini Süryaniler’in günümüzde Aremice konuşmalarıyla desteklemeye çalışmaktadır. Günümüzde Süryaniler’in çoğu Ortodoks Hıristiyan’dır.


Dayr-ül Zafaran Manastırı’nda Namaz


Keldani Kim?

Bir de Keldani terimi var… 1304 yılında Süryaniler’in bir kısmı, görüş ayrılığına düşerek Papa’nın otoritesini kabul ettiler ve Katolikliği seçtiler. İşte Keldani bu demek. Yani Katolikliği seçen Süryani anlamına geliyor.

Günümüzde Süryaniler’in çoğu Mardin ve Midyat bölgesinde yaşıyor. Ayrıca Diyarbakır, Urfa, Antakya, Mersin, Adana ve özellikle de İstanbul’da da Süryani vatandaşlarımız bulunmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 20 bin Süryani vatandaşımızın yaşadığı söyleniyor. Ayrıca dünyada 5.500.000 Süryani’nin yaşadığı da bilgiler arasında.


Tarihi Manastırlar

Mardin ve Midyat yöresinde bulunan Day-ül Zafaran ve Dayr- ül Umur (Mor Gabriyel) başta olmak üzere, Süryaniler’e ait birçok kilise ve manastırın 4. ve 5. yüzyıllara ait olması, o dönemde Asurların ne kadar hızlı Hıristiyanlığı kabul ettiklerinin göstergesi olabilir. Ancak Hoh’da bulunan Meryem Ana Kilisesi’nin tarihinin MS. 1. Yüzyıla kadar gittiğini de unutmayalım.


Meryem Ana Kilisesi

Yine Dayr-ül Zafaran ile birlikte Mor Yakup ve Mor Dimet kiliselerinde gördüğümüz güneş kültleri ve güneş mabetleri Süryani Cemaati’nin daha önceki inançları hakkında fikir verebilir.


 

Süryani-Müslüman Mozaiği

Ben Süryanileri yakından ilk kez 1998 yılında tanıdım. Mardin’in tanıtımı için açılan kampanyada görev aldığımız zamandı o zamanlar.

Mardin’i tanımaya çalışırken, haliyle Süryanilerle de tanışmış ve bundan çok mutlu olmuştum. Belki de kamuoyunda ilk Süryani ibadetlerinin fotoğraflarını yayınlayan kişilerden biri oldum. En azından İnançlarıyla Yaşayan Anadolu isimli fotografik belgeselimle, bu fotoğrafların Türkiye’ye ve dünyaya yayılmasını sağladım. Arkasından da Ogün Burduroğlu ile birlikte Bıttım belgeselini yaptık.

Daha o zamanlardan Süryanilerin şehirdeki kültürel mozaiğe nasıl yakıştıklarını görmüş onları inceleme ihtiyacı duymuştum. Belki yanılıyorum ama, Müslümanlar ve Süryanilerin birbirini çok etkilemiş olduğu kanaatine varmıştım. Bu da ancak birbirine hoşgörü göstermekle olabilirdi.


Süryaniler de Namaz Kılıyor

Örneğin Süryaniler, diğer Hıristiyanlar gibi ibadetlerini taburelere oturarak değil, ayakkabılarını çıkarmak suretiyle içeri girdikleri halı kaplı mekanlarda yapıyorlar ve yaptıkları bu ibadete Müslümanlar gibi “namaz” diyorlar. Müslümanlar ise, Süryani taş ustalarına yaptırmış olmalılar ki, Mardin’deki minarelerin mimarisi ile, çan kulelerinin mimarisi birbirine çok benziyor.

Mardin veya Midyat’ı gezdiğiniz zaman, mimariden tutun da, birçok geleneğe kadar Türk Kürt, Arap ve Süryani mozaiğinin oluşturduğu kültürel zenginliği zaten sizler de keşfedeceksiniz.

Keşiflerinizden en önemlisi de, kültürlerin çatışmayacağı aksine barışı destekleyeceği gerçeği olacaktır. Biliyorsunuz kültürler uygarlıkları doğurur... Uygar olanlar ise çatışmayı değil, sevişmeyi destekler...


Mardin


Mardin’de nerede kalınır?

Artık Mardin’de çok sayıda otel ve restoran var. Ben en son gittiğimde Kervansaray otelde kaldım.Eski bir kervansarayın restore edilmesiyle otele çevrilmiş Kervansaray Otel kahvaltı dahil 50 tl.

Prens Charles Mardin’i ziyareti sırasında bu oteli de ziyaret etmiş.Ayrıca Mardin’de öğretmen evi ve polis evi var.


Gitmişken…

Gitmişken Mardin’de Kasımiye Medresesi’ni, Dayr-ül Zeferan Manastırı’nı ve tarihi sokakları gezmelisiniz. Mardin adeta bir açık hava müzesidir. Ayrıca Midyat ve Hasan Keyf bölgede görülmeye değer yerler.


Bıttım

Mardin’den dönerken ise tanıdıklarınıza muhakkak Bıttım Sabunu hediye götürünüz. Prens Charles bile her ay 10 kilo Bıttım sabununu elçilik aracılığı ile saraya aldırıyormuş. Bıttım Antep fıstığının yabanisine yörede verilen ad. Bu sabun saç dökülmelerine ve kepeğe çok iyi geliyor. Bıttım için Cumhuriyet Caddesi’ndeki Mehmet Dede’nin yerini veya ÇATOM’u tavsiye ederim. Mehmet Dede size dükkanını ziyaret eden Prens Charles’ı da anlatacaktır.

 




Sayı 26 (Mayıs - Haziran 2015)

Bu yazı 1864 defa okundu.