Dünyanın İlk İş Kadınları Örgütü; Anadolu Bacıları “Baciyan-ı Rum

0038Rum kelimesi günümüzdeki yanlış kullanımının aksine “Anadolu” kelimesi ile eş anlamlıdır. Örneğin Mevlana Celalettin-i Rumi ismi “Anadolulu Mevlana” anlamına gelmektedir. Aslında “Rum” kelimesi eskiden Türklerin kullandığı bir kelime iken, nedense Helenlerin kullandığı Anatolia (Anadolu) kelimesi ile yer değiştirmiş. Konuya böylesine bir açıklamayla girmemin nedeni, Bacıyan-ı Rum isminin doğru anlaşılmasını istememdir.

Bacıyan-ı Rum XIII. yüzyılda Anadolu’da kurulan dünyanın ilk iş kadınları örgütüdür veya ilk Türk kadın iktisadi teşkilatı diyebiliriz. Bacıyan-ı Rum kelimesi açık bir şekilde “Anadolu Bacıları” anlamına gelir. Bu teşkilatın kurucusu Fatma Bacı, Anadolu’da Ahilik örgütünü kuran Ahi Evran’ın karısıdır. Ahi Evran’ın Kayseri’de kurduğu sanayi sitesinde kadınlar, derilerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan yünleri iplik haline getirip ekonomiye kazandırmak üzere bir araya gelmiş ve bu teşkilatı kurmuştur.

Bu örgütlenme içinde yer alan kadınlar Ahilik teşkilatı ile birlikte eğitim almışlar. Bu eğitim hem mesleki anlamda devam etmiş, hem de bir tarikat ehli olarak din ve felsefe okumuşlar. En önemlisi birlikte hareket ederek emeklerinin değer bulmasını ve usta-çırak zincirinin liyakata uygun bir biçimde devam etmesini sağlamışlar. Rum” 62 Bacıyan-ı Rum, Anadolu’nun Türkleşmesini Sağlayan Dört Kurumdan Biridir...

 

Moğol İstilası Ve Bacılar

 

Anadolu’yu kasıp kavuran Moğol istilası Kayseri’yi de etkisi altına alınca Bacıyan-ı Rum Kayseri’den dağılıp Anadolu’nun diğer şehirlerine yayılmış ve faaliyetlerine orada devam etmiş. Bu yayılmanın en önemli etkilerini Ankara, Kırşehir ve Konya’da görüyoruz. Bacılar gittikleri bölgelerde Türk etkisinin artırılmasının temel elemanları olmuşlar, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynamışlar. Önemli Osmanlı tarihçisi Aşık Paşazade, Tarih-i Ali Osman (1914) adlı eserinde Anadolu’nun Türkleşmesinin sağlanmasında 4 önemli gurubun etkili olduğunu ve bunlardan birinin de Bacıyan-ı Rum Teşkilatı olduğunu yazmaktadır. (Merak edenler için belirtirsek diğerleri de; Gaziyan-ı Rum, Ahiyan-ı Rum ve Abdalan-ı Rum’dur. Yani savaşçı Türkmenler, işadamı Türkmenler ve dervişler)

 

Türkmenlerde Kadın

 

Orta Asya’da (Ortadoğu halklarının aksine) kadının toplum içindeki yeri çok önemliydi. Anaerkil sayılabilecek gruplar bir yana, Kadınerkil olmayan Türk aşiretler bile erkek ile kadının birlikte söz sahibi olduğu bir yaşam sürmekteydi. Hanlar fermanlarını tek başlarına yayınlarsa az etkili olacağını bilir, bu yüzden sözlerine “Han ve Hatun diyor ki…” diye başlamayı yeğlerlerdi.

Türkmen kadının bu özelliği Rum Ülkesi’ne (Anadolu) göçünce de devam etti. Daha Alpaslan girmeden Bacılar Anadolu’da hem siyasi olarak hem de ekonomik olarak rol almaya başlamıştı. Daha sonra Ahi Evran’ın erkek Türkmen esnafı örgütlemesine paralel olarak, eşi Fatma Bacı da kadın esnafı örgütledi.

 

bacyaFatma Bacı’nın Yaşamı

 

Hacı Bektaş-i Veli Vilayetnamesi’nde (Firdevs-i Rumi yazmıştır) “Bilgili ve keramet sahibi bir mürşide” olarak anılan Fatma Bacı, tahminen 1213 yılı civarında doğmuştur.

 

Hacı Bektaş’ın da öğretmenliğini yapan Kayserili Şeyh Kirmani’nin kızıdır. Yaklaşık 1230 yılında Ahi Evran hazretleri ile evlenmiş ve bu yıllarda Bacıyan-ı Rum’u kurmuştur. Hem dini alanda hem de dokuma ve örgü gibi sanatlarda bilgi sahibidir.  

 

 

 

 

Moğollar Fatma Bacıyı Hapsetti

 

Evlendikten bir müddet sonra Konya’ya yerleşen Fatma Bacı, Moğolların istilası ile birlikte hapsedildi. Kendisi ile birlikte Bacı Teşkilatı üyesi çok sayıda kadın ve genç kız da gözaltına alındı. Bu yüzden yaklaşık 1243 yılında teşkilat dağıldı. Esaretten kurtulunca (tahminen 1260) kocasının yanına Kırşehir’e gitmesine rağmen orada da baskılar devam etti. Ahi Evran öldürüldü. Bundan sonra Fatma Bacı, Hacı Bektaş-i Veli’ye sığındı.

 

Kadıncık-Kadın Ana-Fatma Bacı

 

Bektaşi kültüründe var olan Kadıncık ve Kadın Ana tanımları ile Fatma Bacı’nın aynı kişiler olduğu söylenmektedir. 1271 yılında ölen Hacı Bektaş-i Veli’nin mezarını elleri ile yaptığı ve bir müddet sonra kendinin de öldüğü bilinmektedir. Ölüm tarihi tam olarak belli değildir. O öldüğünde iş sahibi kadınlar arasında yaygınlaşmış, “Aşına, eşine ve işine sahip ol.” deyimi bugün Türk kadınları arasında hala önemini koruyarak yol göstermektedir. Günümüz Türkiye’sinde yaygınlaşmış iş kadınları derneklerinin ise, Bacıyan-ı Rum’un çağdaş bir devamı olduğu düşünülebilir. Atatürk’ün toplumun verimli yarısının ekonomi dışında kalmasının yaratacağı kayıpları görmesi, Türk kadınını yeniden topluma kazandıracak kanunların çıkartılmasına neden olmuştur kanaatindeyim.  

 

FAT_8171ed1webİŞKAD / İş Kadınları Derneği ile Söyleşi

 

Altınşehir Adana: İŞKAD çağdaş Türkiye’nin ilk ekonomik kadın örgütlenmesi mi?

İŞKAD: Evet İŞKAD 1999 yılında 44 üye ile kurulmuş olup, Türkiye’nin alanında kurulan ilk kadın derneğidir. Halen 75 üyemiz vardır. Bölgemizde DASİFED (Doğu Akdeniz Sanayici ve İşadamları Federasyonu) ve TÜRKONFED üyesi olup Türkonfed bünyesindeki tek kadın derneğidir.

A.A: Amaçları nedir?

İŞKAD: Sivil Toplum hareketinin gerekliliğine inanmış iş kadınlarının, bir araya gelmesini sağlamak, güç birliği oluşturmak, iş hayatına girmek isteyen kadınlara yol göstermek düşüncesiyle kurulmuştur. Aynı misyonu yüklenmiş sivil toplum örgütleri ve üniversite ile ortak çalışmalar yapmaktadır.

A.A: Peki kadınların ekonomik alanda ayrıca örgütlenmeleri günümüzde niye önemli?

İŞKAD: 21.yüzyılda halen kadınların erkeklere göre iş gücünden daha az faydalanıldığı, girişimciliğinin engellenmeye çalışıldığı ve 2.tercih olduğu aşikardır. Bunu erkekler kadar kadınlar da maalesef benimsemişlerdir. Bu nedenle önyargıları yıkarak, hatta pozitif ayrımcılık isteyerek her zaman ve her kadın derneğinde olduğu gibi toplumda, politikada ve tabi ki iş hayatında layık olduğu yeri herkese hatırlatmak. Bu anlamda cesaretlendirmek gerektiği için örgütlenmek en çok kadınların basamak atlamasını sağlayacaktır diye düşünüyoruz.

A.A: Önümüzdeki dönem ne yapmak arzusundasınız?

İŞKAD: Kadın girişimci sayısını arttırmak için proje yapacağız. “İş Kadınları Derneği olarak; önce kendi üyelerimiz, sonra diğer STK’lar, kurum ve kuruluşlar ile kaynaşmak, ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Çalışan kadın olarak yaşam kalitemizi ve derneğimizin marka bilinirliğini arttıracağız. Sosyal projeler gerçekleştireceğiz. Adana Ticaret Odası, Sanayi Odası ve Ticaret Borsası ile birlikte başka projelere de adım atacağız. Hep birlikte iş dünyasının içinde olacağımız faaliyetler yapacağız. Bunların yanı sıra hep beraber birbirimizi desteklemek, girişimci kadınların artmasına yardımcı olmak, iş yaşamı itibarı ile kendimize ve diğer işkadınlarına ufuk açmak projelerimizdendir. Hedefimiz “Kazan-Kazan” şiarıdır. İbn-i Haldun’un bir sözünde söylediği gibi” Husumete kadir, hesap kitaba mahir.” girişimci kadınların önünü açmak, onlara cesaret verecek örnek modelleri izlemelerini sağlamak, yol göstermek, Girişimcilik ruhunu uyandırmak…

Kısacası 2011 yılı İŞKAD için girişimcilik yılı olacaktır. Bunu çevremizdeki derneklerle bütünleşerek gerçekleştireceğiz. 




Sayı 6 ( Ocak - Şubat 2012 )

Bu yazı 13612 defa okundu.