Dünyada'ki Ders Alınacak ve Gezilecek Mezarlıklar

mezarlk_5sf

Mezarlıklar toplumun kültürel  tarihidir. Bu yüzden bazı mezarlıklar toplumun geleceğine etki eden gezilesi alanlar olmuştur.

Bir gezi yazısında müzelerden bahsedilir… Veya kafeteryalardan… Mimari yapıtlar anlatılır… Ve doğal güzellikler.   Bu yüzden yazarken defalarca düşündüm. Acaba ben mezarlıkları yazsam nasıl bir tepki alırım diye… Ancak dünya şehirlerine ait o kadar güzel mezarlıklar var ki… Hatta güzelden öte ilginç, bilgi dolu ve gezilesi mezarlıklar.Türkiye’de de bazen ilginç mezar veya mezarlıklara rastladım. Örneğin şifa bulmak için şeyh (veya evliya) kabul ettikleri birinin mezarlığında sabahlayanlar gördüm. Adana’da bunu ritüel haline getirip, mezar civarında topluca yatak serip geceleyen, her perşembe akşamı bunu yemek yenip, dua edilen bir toplu ibadete çeviren insanlara rastladım. Elazığ Harput’ta bedeni bir camekan içinde saklanan Arap Baba’nın mezarı da ilginç mezarlıklar için örnek olabilir.

Önce Mezarlıklar Sonra Kent

Türkiye dışında dolaştığım bazı kentlerde öylesine ilginç, ayrılmak istemeyecek kadar çekici  mezarlıklara rastladım ki anlatmadan edemeyeceğim. Bu arada şunu da itiraf etmeliyim ki, artık yeni bir kente gidiyorsam mezarlıkları konusunda araştırma yapıp, o kenti öyle gezmeye başlıyorum.Tahmin edilebileceği gibi mezarlar (ve tabi mezarlıklar) o toplumun inanışlarına, yaşam biçimlerine göre düzenleniyorlar. Siz de oraları görerek toplumun yapısı hatta geçmişi hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. 

Suudiler’de Mezarlık Yok Gibi

İnanışlarını mezarlıklarına en katı şekilde aktaran toplumlardan biri zannederim Vahabiler. Yani günümüz Suudi Arabistan’ında yaşayan Müslümanlar. Onların inanışına göre beden ile ruh arasındaki ilişkide, bedenin ruha karşı çok önemsiz olması nedeniyle, ruhun bedeni terk etmesi olarak tarif edebileceğimiz ölünün önemi çok az. Bu yüzden mezarlar belli belirsiz olmalıdır diye düşünüyorlar. İnanışlarının doğal sonucu olarak da Hz. Muhammed’in mezarı dışındaki mezarları yok etmişler.

 

 

 

83890001

Ölüler Kenti Kahire

Ancak Vahabiler gibi Müslüman olmalarına rağmen, dünyanın en geniş mezarlıkları  Kahire’de… Kentin neredeyse üçte biri mezarlık… Kahire’ye bu yüzden “mezarlıklar kenti” bile denilebilir. Bu kentte mezarlıkların geniş olmasının nedeni ise yine inançları ile ilgili. Çünkü onlar öldükten sonra geri dirileceklerine (reenkarnasyon) inanıyorlar. Bu yüzden herkes ölüsünü, mezarlığa ekonomik gücü oranında yaptırdıkları bir evin içine gömüyorlar. Beklentileri mevta olan yakınlarının gelecek yaşamda bu evi kullanması. Bazıları bir oda, bazıları daha büyük evler yaparak ölülerini gömüyorlar. Ölülerini korusun diye bu evleri çok fakir insanlara vermeleri nedeniyle de mezarlıklar aynı zamanda yaşam yeri, mahalle olmuşlar. Hatırlayınız eski firavunlar da aynı nedenlerle o koca piramitleri yapmışlardı.

83850001

İlk Terörist Hassan Sabbah

İran’ın dağlık bir alanının (şimdiki) turistik bir köyünde de ilginç bir mezarlık gördüm. Bahsettiğim yer Masuleh. Şimdiki turistik dediğime bakmayın. Geçmişte burası Hassan Sabah taraftarlarının merkezi.    Hassan Sabah biliyorsunuz (günümüzde canlı bomba diye adlandırılan) tarihin ilk ölüm fedailerinin piri. Haşhaşiler deniliyordu, Sabbah’ın fedailerine ve kurduğu örgüte. Bu fedailer şeyhlerine öylesine bağlıydılar ki, onun emriyle dönemin en önemli kişilerini, hatta baş vezir Nizam-ül Mülk’ü bile canları pahasına öldürmekten çekinmezlerdi. Bu görevi yerine getirirken ölürlerse direk cennete gideceklerine inanırlar, görevden sonra öldürülmek için uğraşırlardı.

Şeyhimin Yolunda Tepelenmeye Hazırım

Masuleh’de bulunan bir şeyh türbesi etrafında oluşmuş mezarlıkta da bu dünya görüşünün hala yaşadığını fark edebiliyorsunuz. Türbe kasabanın ortasında bir yerde bulunuyor. Tabiî ki dağ yamacına kurulmuş bu yere birçok yol ulaşıyor. İşte insanlar ölülerini (muhtemelen onların vasiyetine göre) bu yolların içine gömüyor. Bakın yolların kenarı demiyorum içi diyorum. Siz oranın mezarlık olduğunu yolla aynı seviyede olan ve üzerinde Arap harfleriyle kimlik yazıp, Fatiha talep eden mezar taşlarından anlıyorsunuz. Yani insanlar, araçlar “şeyhin yolundaki” mezarların üzerlerine basarak şeyhin türbesine ulaşıyorlar. Kendini türbenin basamağına bile gömdürmüş insanlar var.

galileo

Avrupa’daki İlginç Mezarlıklar

Avrupa’da da ilginç mezarlıklar gördüm. Onlar da aynı şekilde dünya görüşlerini yansıtmışlar mezarlıklarına…Örneğin Romanya’nın Oredea kentinin Macar sınırına komşu bir dağ kasabasında gördüğüm mezarlık çok dikkatimi çekmişti. Kasabanın tarihi kilisesinin yanındaki mezarlıkta, mezar taşları yoktu ama mezar tahtaları vardı. Asırlara dayanabilecek ağaç cinslerinden yapılan mezar tahtalarına baktığınızda, üzerlerine oyulmuş figürlerden orada yatanın yaşamında neler yaptığını, hatta nasıl öldüğünü anlayabiliyordunuz. Daha çok mavi renk seçilerek boyanmış tahtaların ustası bu işi babasından, o da dedesinden devralmış. Böylece iki asır önceki mezar ile, iki gün önceki mezarı aynı konsept içinde sanat eseri gezermiş gibi gezebiliyorsunuz.

Nazım, Tolstoy, Puşkin, Brejnev, Yeltsin Veya Gagarin Beraberce…

Mezarlık gezmek denilince müze veya güzel sanatlar galerisi gibi gezdiğiniz mezarlıklar da var. Hatta bunlardan Nova-deviçye Mezarlığı’na bilet alarak giriyorsunuz. Novadeviçye, Moskova’da ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in de yattığı mezarlık. Uzaya ilk çıkan kozmonot Yuri Gagarin’den Brejnev’e, Tolstoy’dan Yeltsin’e, Puşkin’den Gorbaçov’un karısına kadar birçok sanatçı, bilim adamı veya devlet büyüğünün yattığı bir mezarlık burası. Ama Nova-deviçye’ye sadece mezarlık demek büyük haksızlık olur. Çünkü burası tam bir heykel müzesi. Mezarlığı gezerken orada yatanın yaşamı boyunca yaptıklarını betimleyen heykel olarak yapılmış anıtları geziyorsunuz aynı zamanda. 

nova_devicye_nazm_hikmet_mezar

Rüzgara Karşı Yürüyen Adam

Bakıp hemen karar verebiliyorsunuz… Bu falan ameliyatı ilk kez yapan  doktor…  Defter yaprakları arasında kaybolmuş, problem çözen, dağınık saçlı şu insan  filan matematikçi olmalı… Bu da devlet adamı herhalde…  Nazım’ın mezarındaki heykel ise, “Rüzgara karşı yürüyen adam” ı simgeliyor. Bir figürle ozanın tüm yaşamı özetlenmiş adeta.Bakü Devlet Mezarlığı’nda da aynı Moskova’daki gibi görkemli heykelleri ve anıtları görüyorsunuz. Orada sadece bir mezarda bu görkem yok. Ebulfeyz Elçibey ölmeden önce vasiyet etmiş. Ben annemden çıplak doğdum ve hiç mülküm olmadan çıplak öldüm diye… Bu yüzden mezarı çok sade ve anıtsal değil.

Galile, Michelangelo, Makyavel, Maria Callas, La Fontaine

Avrupa ve görülmesi gerekli mezarlıklar  denilince muhakkak Floransa’daki Santa Croke Kilisesi’ni de saymamız gerekir. Bu kilisenin duvarları ve tabanı tamamen mezarlarla kaplanmış. Yani bir taraftan Galile, Mikelangelo, Makyavel gibi dünya tarihinin en önemli insanlarının mezarlarını gezerken, diğer taraftan birçok kişinin mezarı üzerinde yürüyorsun. Ve Paris Pere Lachaise Mezarlığı. Geçenlerde Milliyet gazetesi bu mezarlık için “Devlerin yattığı dev mezarlık” başlığını atmıştı. Jim Morisson, Maria Callas, La Fontaine, Molliere, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya gibi sanatçılar dahil birçok önemli insan burada yatmakta ve bir yılda tam 1,5 milyon turist bu mezarlığı gezmeye gelmekte.

IMG_9556

Affınıza Sığınarak Bir Yorum

Aslında mezarlıklar kültürümüzün tarihi… Onlara bakarak o kentin yaşamı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bu yüzden kültürümüzün oluşmasına katkı sağlamış kişileri oraya buraya dağıtarak gömmek yerine bir araya getirerek anıtlaştırmak geleceğimizin oluşmasına katkı sağlayacaktır.Dinimiz bile söyler… Mezarlıklar ders alınacak gezilesi yerler olmalı.




Sayı 4 ( Eylül - Ekim 2011 )

Bu yazı 4696 defa okundu.