Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi ve Ölü Doğmuş Projeler Kenti Adana

“ Bir proje,
 sürdürülebilirliği dikkate alınmadan kurgulanmışsa, 
ölü doğmaya mahkûm olur. “
 
Fevzi Acevit

 
Değerli okurlarım sonunda söyleceğimizi başta söyleyelim:
Ölü doğmuş projeler gerçeğini ortaya çıkaran asıl neden, erk sahiplerinin ( güç kullanabilen, karar verme yetkisi taşıyanların) tutumudur.  Erk sahipleri; istişare ederek doğru öngörülerle karar alma, dayanışma sağlayarak hareket etme, insanların ve kentin ihtiyaçlarına göre plân-proje yapma yerine popülist arayışlara teslim oluyorlar. Asıl yıkıcı olanı ise; hizmet projelerini, siyasal kazanım ve maddi çıkar elde etme hesaplarına alet etmeleri oluyor. 
“Bana faydası ne olur?“ diyeceklerine, “ yaşama geçireceğimiz proje ile insanlarımıza ve kentimize nasıl hizmet üretiriz “  diyen bir anlayış ile yola çıkılsa; ölü projeler ortaya çıkmaz, halk emaneti olan kaynaklar heba edilmez. 
Dikkat çekici bir örnek, bir temel çukuru halinde on yıllardır bekleyen Kültür Sarayı Projesi’dir:
Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Timurçin Savaş projeyi  hazırlatmış, ihalesini yapmış, hatta temel çukuru bile kazılmıştı. Timurçin  Savaş bakanlıktan ayrılınca, ödenek aktarılmadı, çalışma durdu. Çalışmanın tamamlanması ütopik bir beklentiye dönüştü. 
”Kültür Bakanı Ömer Çelik var, Kültür Sarayı artık yapılır...” şeklinde düşünecekler için söyleyelim: “ Hayır, yapılmaz...Yapılmak istenseydi çoktan el atılırdı! “
Üstelik, artık o projenin canlandırılmasına gerek de kalmayabilir. 
Zaten bu yazının konusu da budur. 


Çukurova Üniversitesi  Kongre Merkezi Doğru Değerlendirilirse



 
Eğer kurumlar arası işbirliği sağlanır, gerekli ek yatırımlar yapılır ise; 
Adana’nın bir kültür sarayı inşa edilmesine  ihtiyacı kalmaz. 
Bu kanaate, değerli dostum seçkin sanat insanı Dr. Haluk Uygur ile Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi‘ni dolaştıktan sonra vardım.
Gelin orada hangi imkanlar var birlikte bakalım:
Kongre Merkezi, 150 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiş. 30 bin metrekarelik kapalı alan, 5 bin kişilik fuaye ve kokteyl alanı,  300 kişinin gösteri yapabileceği bir de  sahne var. 1420 kişilik üçe bölünebilen çok amaçlı salon, 50-100 kişi   kapasiteli toplantı salonları, 288’er kişilik 2 adet sinema salonu, 960 metrekare müze, 1924 metrekarelik restoran, kafeteryalar, kültürel etkinlik ve rekreasyon alanları bulunuyor.  Proje ile, bölge turizmine yüzde 10-15 oranında katkı sağlanması hedeflenmiş. Proje, 50 milyon liraya varan bir yatırımla tamamlanmış. 
Peki bu görkemli yapı, yaşayan bir kültür merkezi olabilmiş mi?
Kongreler, sanatsal etkinlikler orada düzenleniyor mu?  
Salonlar, fuaye doluyor, o sanat mekânları insan  sesleriyle çınlıyor mu? 
Sözü uzatmaya gerek yok cevap maalesef kocaman bir ‘HAYIR’dan ibaret. 
Çünkü Kongre Merkezi, pratik kullanım için gerekenler gözden kaçırılınca, eksik yapılanmış.
Ve asıl büyük noksanlık; projenin sürdürülebilirliğinin, yani; inşası tamamlandıktan sonra nasıl işletileceğinin plânlanmamış olması.
Kongre Merkezi’nin çevresi henüz bitkilendirilmemiş. 
Görkemli bina çorak bir arazinin ortasında karanlıkta bir gölge halinde duruyor. 
Kongre Merkezi plânlanırken, orada yapıması öngörülen etkinliklerin gerektirdiği pratik çözümlemeler projede yer almamış. Kongre Merkezi’nin şehirle bağını sağlayıp-kolaylaştıracak olan ulaşım sorunları da halen devam ediyor. İşte bu noksanlıklar nedeniyle, söz konusu tesisin bir kültür sarayı gibi değerlendirilebilmesi için ek yatırım gerekiyor.  Sonuç olarak halen elde; işletme masrafları yüksek, sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanacağı hesaba katılmadan inşa edilmiş bir tesis var. Çukurova Üniversitesi yönetimi, günlük gideri 3 - 4 bin (eski para ile üç dört milyar) lira olan bir tesis ile başbaşa kalmış durumda. 


Rektör Mustafa Kibar Sorunu Çözmeye Çalışıyor

 
Rektör Mustafa Kibar ve arkadaşları önemli harcama yapılarak inşa edilmiş bu yapıyı, değer üretilen bir mekan halinde  değil;  kucaklarına bırakılmış bir sorun yumağı durumunda teslim almışlar.  
Çözümler için harekete geçilmiş. Araştırma yapmışlar. Kongre  turizmi dünyasına uzanmaya çabalamışlar…Başaran Ulusoy, Tayyar Zaimoğlu, Nesrin Göçhan gibi turizm sektörü yöneticisi ve işadamı kimliklerden…Hilton, Sheraton gibi ve benzeri firmalardan görüş ve öneriler almışlar. 
Peki sonuç var mı?  Henüz olumlu bir sonuç yok! Sonunda Ç.Ü Yönetimi Alper Akınoğlu döneminden devir alınan sorunu çözebilmek için ihale açmaya karar vermiş.  Son durum bu. 

 

İhale, Sorunu Çözer mi? 

 
Umarız çözer…
Ama hemen altını çizelim, bu, ütopik bir temennidir. 
Çünkü; ısıtması, soğutması bile merkezi yapılanmış olan, temiz tutulması için bile ciddi harcama gereken bir tesisten söz ediyoruz.  Kongrelere ve etkinliklere açılabilmesi için ek yatırıma ihtiyaç gösteren bir tesis var elde. 
Merkez’in yapısal eksikliklerinin tamamlanması da yetmiyor: 
Tesisin yaşayan bir merkez olabilmesi için; iş bilen yöneticilere, nitelikli hizmet personeline, çok iyi bir tanıtım ve halkla ilişkiler organizasyonuna da ihtiyacı var. Çünkü başarılı işletmecilik için  yerel ve ulusal ölçekte bir iletişim ağının oluşturulması ve sürdürülmesi gerekiyor.
Görüleceği üzere, Adana’mızın elinde muhteşem işlevler görmeye aday bir tesis var. 
Ama… Onu yaşatabilmek için yeni bir projeye  ve el ele vererek çalışmaya da ihtiyaç var. 
Bu gerçeklerin ışığında şu rahatça söylenebilir: İşletme gideri böylesine yüksek olan bir tesise; hem kira ödeyecek hem de işletme giderlerini karşılayacak istekli firma çıkmayabilir. 
Çünkü özel sektör işletmeciliği doğası gereği kârlılık  hesabı yapar 
Yani ihale açmak, sorunu çözmeyebilir.

 

İhale Çözmezse  Kongre Merkezi Kaderine mi Terkedilecek

 
İhale çözüm olmadığı takdirde Kongre Merkezi çürümeye mi terkedilecek?
Elbette olması gereken bu değildir. Tesisi değerlendirecek çözüm yollarını bulmak şarttır. 
Bu sorumluluk başta Ç.Ü Rektörü Sayın Mustafa Kibar ve arkadaşlarına, yanı sıra da bu kentin Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’na düşmektedir.

 

“ Sorun, Fırsata Dönüştürülebilir “

 
Rahmetli Başkan Ege Bağatur, “ Adana’nın sorunu, Adanalıların meselelerine sahip çıkmayı bilemeyişidir “ derdi. Bir Adana sevdalısı olan Başkan Bağatur’un  1970’lı yıllarda yaptığı bu tespit, Adanalı için, gerçeğin ifadesidir: 
Biz Adanalılar birbirimize çabuk düşeriz. Uzlaşma kültürünü geliştiremedik.
Ancak bu durum aşılamaz-değiştirilemez değildir.  Katılımcı danışma süreçlerini ( ortak aklı) işleterek, dayanışma bilinciyle hareket ederek bu kötü kültürü niçin değiştiremeyelim?!
Şu gerçek kabullenildiğinde, uzlaşma kolaydır: 
“Başarıyı paylaştıkça payınız artar...”
Niyet, yolun yarısıdır...Bu açıdan bakarak söylersek:  
“Ç.Ü Kongre Merkezi, Adanalıların el ele vererek canlandırdıkları değer üretilen bir kültür merkezine dönüştürülebilir. Kongre Merkezi’nin canlandırılması çalışması; kent dinamiklerinin el ele vererek harekete geçmesinin, Üniversite ile Adanalının birlikte yürümesinin en etkileyici vesilesi olabilir; olmalıdır da...”

 

Sivil Toplum Destek Verecektir

 
Dr.Haluk Uygur ile birlikte konuyu Altın Şehir Adana Dergisi Yayın Kurulu toplantısına taşıdık. 
Olumlu ve yaratıcı bir heyecanla karşılandı. Kısa sürede çok sayıda çözüm önerisi seslendirildi.
Aynı konu Altın Oran Sanat Platformu’na ve Adana’ya Güç Verenler Platformu'na da taşınacak.
Ç.Ü yöneticileriyle yapılan istişari görüşmeler de umut verici. Ç .Ü Rektörü Sayın Mustafa Kibar ve değerli yardımcıları Prof.Dr. Sayın Hasan Fenerci ve Prof. Dr.Sayın Metin Yavuz da naklettiler; Üniversite, eski Rektör A.Akınoğlu’dan devir aldığı bu sorunu çözmek için çalışıyor. 
İstişari mahiyette yapılan söyleşilerde  şehrimizin meslek odaları, STK liderleri de el ele vermeye hazır görünüyorlar. O halde un, yağ, şeker var; geriye birlikte çalışıp helvayı yapmak kalıyor.


Çözüm Yolu Nedir? 

 
Kongre Merkezi, nasıl canlandırılır? 
İlk koşul, gerçekçi olmaktır: 
Çünkü Kongre Merkezi’nin canlandırılması ve gelir getirir-kendini yaşatır hale ulaşması zaman alacaktır. 
Yani başlangıç döneminde Merkez’in sosyal yarar ilkesi çerçevesinde giderleri karşılayacak bir bütçe oluşturularak işletilmesi gerekecektir.  Yanı sıra Ç.Ü Yönetimi, tesisi kullanma ve yönetme yetkisini devretmeye hazır olmalıdır. ( İhale açtığına göre bu husus sorun olmayacak demektir.)
 
 

Kültür Bakanlığı ile Vilayet ve Büyükşehir’in Desteği Sağlanmalıdır

 
Kültür Bakanı Sayın Ömer Çelik’in ve Vilayet’in desteği şarttır. Merkez’in işlevsel olabilmesi için verilecek bakanlık desteğine, özellikle başlangıç döneminde, büyük ihtiyaç vardır. 
Büyükşehir Belediyesi’nin tesisin işletilmesini üstlenmesi en kısa çözüm yolu olarak görünüyor. Çünkü sosyal fayda gözeterek bütçe ayırabilecek imkana sahip durumdaki kurum Büyükşehir’dir:
 
  • Kongre Merkezi, Ç.Ü’nün ve Büyükşehir’in onaylayacakları ve STK’ların desteğini alabilecek bir yönetmelik çerçevesinde işletilmek üzere, Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilebilir. 
  • Tahsis imkanı yoksa, işletme giderleri artı sembolik bir kira bedeli karşılığında tesis Büyükşehir’e kiraya verilebilir. 
  • Bu formül uygulanırsa Ç.Ü  bakım ve işletme masraflarından kurtulur. 
  • Ç.Ü’nün sağlayacağı tasarruf , kira bedeli elde etmiş gibi olur. 
  • Yapılacak sözleşmede,  Ç.Ü’ye, belirlenmiş zamanlarda tesisi kullanma imkanı düzenlenir. 
  • Büyükşehir de tesisin; sosyal, kültürel, sanatsal etkinlikler ve kongreler için hizmette tutulmasını üstlenir; bu amaç için bütçe ayırır. 
 
Büyükşehir Belediyesi devreye alınarak yaşama geçirilecek bir çözüm; hem Üniversite-Şehir işbirliği ve dayanışmasının somutlanmış örneği olur, hem de ulaşım ve çevre düzenleme  sorunlarının çözümünü kolaylaştırır. 
STK’lar da devreye alınarak; tesisin canlandırılması temin edilir.
Kongreler, Altın Koza Festivali, 13 KARE Sanat Festivali, Ç.Ü Şenlikleri, Ç.Ü Öğrenci Kolları etkinlikleri, Çukurova Senfoni  Orkestrası Konserleri, Sinema etkinlikleri, Sergiler, Sanatsal eğitim ve atölye çalışmaları, Büyükşehir Konservatuarı faaliyetleri ve kentten gelebilecek benzeri talepler Kongre ve Kültür Merkezi’ne yönlendirilerek tesis, yaşayan bir yapı haline getirilir.
Böylece herkes ve Adana kazanır.



Tarihi Kız Lisesi Binası Örneği

 
Yakın geçmişte uygulanan benzeri  bir çözüm örneği vardır: 
Tarihi Kız Lisesi Binası restore edildikten sonra binanın nasıl yaşatılacağı sorun olmuştu.
Sorunun çözümü için taraflar kafa yordular. 
Sonunda Vilayet ile  Büyükşehir sözleşme yaptılar. 
Valilik, söz konusu binayı;  “Kültür Merkezi olarak düzenlenmek ve kullanılmak kaydı ile  10 yıllığına Büyükşehir’e tahsis etti.“  
Şimdi o bina bir kültür merkezi olarak kente hizmet veriyor. 
Burada da aynı uygulama niçin yapılamasın?!
 
.....................................................................................................
Değerli okurlarım, Adana’daki ÖLÜ DOĞMUŞ PROJELER listesi uzun. 
Bu yazımız ile güncel olan birini incelemeye aldık. Diğerleri inşallah başka yazılara...F.Acevit
.....................................................................................................
 



Sayı 22 (Eylül - Ekim 2014)

Bu yazı 2810 defa okundu.