ÇÖPLER ve BELEDİYELER

Yazın gündüz kavurucu sıcağının ardından akşam üzeri şehrin üzerine çöken ağır bir koku bize bu kokunun Sofular çöplüğünden geldiğini söylerdi. Belki o koku yerine o sıcaklara bile razı olacaktık. Son yıllarda ise o kokuların biraz azaldığını söyleyebiliriz. Bunda belediyenin yaptığı belki biraz daha modern çöp ve katı atık arıtma tesislerinin etkisi olabilir. İkinci önemli bir konu ise akşam saatlerinde tüm çöplerin ana caddeler üzerinde toplanmasıydı. Günlük yürüyüşünü yapmak isteyenler o çöplerin arasında ve kokuların arasından geçerek spor yaparlardı. Son zamanlarda her ne kadar asansörlü yapılan sistemle çöpler biraz daha gizlenmeye çalışsa da yine de akşam saatlerinde o çöpleri ortalıkta örmek kentin görüntüsü açısından hoş olmasa gerek. Bir süre sonra ise çöp ve katı atık arıtma tesislerinin şehrin ortasında kalacağı kesindir. Çünkü yeni  stadyum,  Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, yeni TOKİ binaları ve yeni bir çok bina o bölgeye doğru yapılmaktadır. Bu nedenle bir süre sonra çöplük tüm bu yeni yerleşim yerlerinin ortasında kalacak, ve halk sağlığını ciddi bir biçimde etkileyebilecek, hatta salgın hastalıklara neden olabilecektir.

FOTOĞRAF: TURGUT BAĞIR-Sofulu çöplüğü

 

Çöpler tehlikelidir ve çöplerin zararlı etkilerinden dolayı hergün birçok insan hayatını kaybetmektedir. Tarih boyunca milyonlarca insan, çöplerin tam anlamıyla ortadan kaldırılmadığı ve çürümeye bırakıldığı için hayatını kaybetmiştir. O tarihlerde yaşanan veba salgınları tüm dünyayı etkilemiş, milyonlarca insanın ölmesine neden olmuş, tarihten bazı şehirleri silmiştir. M.Ö. 6.yüzyılda, Bizans İmparatorluğunun başkenti Konstantinapolis’in %40’ını yok etmiştir. Avrupa’da 14. yüzyılda  yaşanan ve “Kara Ölüm” olarak bilinen salgında dört yıl içinde yirmi milyon insan ölmüştür. 20. Yüzyıl boyunca on milyonun üzerinde insan bu hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir.

 

Oysa bu ölümlerin her biri, dünyadaki çöplerin titizlikle ortadan kaldırılmasıyla önlenebilirdi. Alınan basit sağlık önlemleriyle, ölümcül bakteriler taşıyan sıçanların sayısı azaltılabilir, böcek ilaçlarıyla hastalığın yayılmasını sağlayan sıçan ve pireler öldürülebilir, antibiyotiklerle hastalığa yakalananlar tedavi edilebilirdi. Fakat ne yazık ki insanoğlunun cehaleti dünyadaki en ölümcül hastalıktır.

Avrupa’da ve Amerika’da artık böyle tehlikeli durumlar yaşanmamaktadır. Amerika’da belediyeler her yıl 3.9 milyon ton katı atığı toplayarak 2500 çöp depolama alanına taşımaktadır. Bu çöpler, çok düzgün bir şekilde toplanıp çöp depolama alanlarında depolansalar dahi büyük felaketlere yol açabilir. Dünyada gaz sızdırmayan hiçbir çöp alanı yoktur. Bu gaz sızıntıları zaman zaman şiddetli patlamalara ve ölümlere neden olabilmektedir. Çöp depolama sahalarına alternatif olarak geliştirilen en etkili yöntem, çöp yakma tesisleridir. Bunlar aynı zamanda geri dönüşüm programlarının da bir parçası olmuştur.

Yaşadığımız kent Adana’ya baktığımız zaman çoğunlukla bizde temiz bir kent hissi uyandırmaz. Şehrin en geniş kaldırımlı, en uzun bulvarı olan Turgut Özal bulvarı üzerinde -ki son zamanlarda üzerinde bir çok kafe ve restoranların olduğu bir bulvar halini almıştır- yine akşam saatlerinde tüm pis sularını caddeye akıtan, kağıt veya çöp toplayıcılarının daha da karmaşık hale getirdiği çöp yığınları arasında bir saat yürüyüş yapmak zorunda kalmamızın acaba sağlıklı bir çözümü olmayacak mı?




Sayı 31 (Mart - Nisan 2016)

Bu yazı 1203 defa okundu.