ÇOBAN DEDE’NİN ÖYKÜSÜ

IMG_0843Adana’da göl kenarında Çoban Dede Parkı içinde bir türbe bulunur. Tepede olduğu için Seyhan Gölü manzarasının en iyi göründüğü yerdedir bu türbe. Türbe tepededir ama dışarıdan bakan gözler bu tepedeki garipliği sezerler. Gariplik tepenin etrafının iş makineleri ile oyulup, türbenin bulunduğu yerin bir kule gibi bırakılmasındadır.


Her haftasonu akın akın insanlar gelir bu türbeye… Bez bağlayanını mı ararsın, gelinle damadı getirip uğur peşinde koşanı mı? Belediyenin görsellik olsun diye motopompla gölden çektiği sularla yaptığı yapay şelalelerden su dolduranlar bile bulunur.
Bir keresinde sormuştum, ne için bu su diye… Bu suyun yarı zemzem sayılacağını bilmiş bilmiş anlatmıştı bana orayı gezenlerden biri…
Biraz önce şelalelerden bahsettiğimde fark etmiş olmalısınız, belediye bu alana çok önem veriyor. Yapay şelalere ilaveten göletler, ağlar gerilerek oluşturulmuş doğal kuş alanları, çocuk parkları, en önemlisi gölü görebileceğiniz seyir platformları. Sadece bu seyir platformu nedeniyle bile Adana’yı gezmeye gelen biri en az bir kere

Çoban Dede’yi ziyaret etmeli…
Tabiî ki sizler “Bu Çoban Dede de kim?” diye merak ettiniz. Ali Dede, Hasan Dede gibi ulu kişilere yurt olmuş bir şehirde Çoban Dede ismi de hiç yadırganmıyor haliyle. Ve tabiî ki adının sonunda Dede ünvanın varsa bir de öykün, öyküden öte mitolojin, efsanen olacak.


Çoban Dede’nin de bir efsanesi var ama çok eskilere dayanmaz, aşağı yukarı 25-30 senelik bir öyküdür bu. O yıllar Adana kentinin eski yerleşim yerinden göl kenarına doğru taşındığı, yani Yeni Adana diye isimlendirilen yeni kentin kurulduğu yıllar. Seyhan Gölü’nü çepeçevre geçen Adnan Menderes Bulvarı yeni açılmış, bulvarın etrafında dinlenme yerleri ve parklar yapılıyor. Belediye başkanı yeni seçilmiş, heyecanlı ve yeni bir kent kurmanın azmini taşıyor. Dolayısıyla bugün Çoban Dede Parkı’nın bulunduğu yerdeki yükseltiyi de yok edip doğal bir park alanı oluşturmak istiyor. Uzaktan gölün görülmesini engelleyen tepe dozerlerle indirilecek ve oluşan düzlüğe park yapılacak.
Uzun sözün kısası dozer giriyor tepeye ve kenarından kenarından tepeyi yok etmeye başlıyor. Tepenin en yüksek yerine yaklaşıldığında aksilikler bir birini kovalamaya başlıyor, Makine sık sık diş kırıyor, hatta bir ara makinenin operatörü hastalanıyor. Bunun üzerine bir güç bu tepeyi yıkmamızı istemiyor diye araştırmaya girince, tepenin başında bir mezar buluyorlar.
Kurulan meclis(!) bu mezar olsa olsa bir evliyaya aittir diye kara verip, bugün türbenin bulunduğu yeri kule gibi bırakıyorlar. Daha sonra mezarın etrafına bina yapılıp türbe haline getiriliyor ve Çoban Dede ismi yakıştırılarak bugünkü haline sokuluyor.
Durum böyleyken geçenlerde Şato Restoran’da yaptığımız bir sohbette, bir dostumun anlattıklarını da sizinle paylaşmalıyım. Dostuma her şartta kefil olurum ama, yöremizde kendi  uydurduğu öyküye bir gün sonra kendi de inanan çok sayıda insan olduğu için, öykünün gerçekliğini onun kefilliğine bırakmaktan başka çarem yok.

 

'Dozer, tepenin en yüksek yerine yaklaşıldığında aksilikler bir birini kovalamaya başlıyor.'

 

Dostumun dediğine göre Çoban Dede; şehrin sıkıcı ve ikiyüzlü ortamından kaçıp, burada bir iki koyunuyla bohem hayatı yaşayan biriymiş. Üşenip kesmediği için de sakalı da uzayıp gitmiş. O yıllar birer yağız delikanlı olan dostumun dayısı ve arkadaşları onu tanırlarmış. Delikanlılar şehirden uzak diye okulu kırdıklarında buraya gelir, şarap içerlermiş. Her geldiklerinde de Çoban Dede onlara katılır birlikte sohbet edermiş. Çoban Dede’nin tanıdığı , akrabası az ama yine de onlara bir vasiyette bulunmuş. İstediği de öyle çok bir şey değil. “Ben ölürsem cenazemi, hah şuraya, gölü tüm açıyla gören şu tepenin başına gömün” demiş. Öldüğünde tanıdığı az, ama tanıyanların çok sevdiği Çoban Dede’yi kırmamışlar demek ki, bizim dozerci o mezarı buluvermiş.


Dostumun anlattığı başka bir şey daha var… O; o yılların belediye başkanının tepeyi yıkma işini, seçimde hep kendi yanında olan bir tanıdığına verdiğini, ancak işi alanın mesleği olmadığı (ve tabi ki makine parkı yeterli olmadığı) için uygun olmayan bir makineyle tepeyi yıkmaya çalıştığını söylüyor. Çoban Dede Tepesi’nin bulunduğu yer de konglomera dediğimiz çakıl taşlarından oluşmuş bir yapısı olunca, makine sık sık diş kırmış.
Bu öykülerin hangisi doğrudur bilmem ama bugün Çoban Dede Parkı ve Türbesi Adana’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Sizin de muhakkak ziyaret etmenizi öneririm.




Sayı 11 (Kasım - Aralık 2012)

Bu yazı 33701 defa okundu.