Ben Bu Değilim!!!

          Evimden çıkıp işyerime gitmek için aracımla yoğun trafikte yol alma çabası içindeyken; sağımdan- solumdan geçen, bütün trafik kurallarını ve insani nezaketi yok sayarak sıyrılan kardeşim, şimdi sen çok zeki ve uyanık, bense aptal- salak mı olmuş oldum yani? Eylül ayı başında peş peşe 10 gün boyunca her sabah 07:50 sularında aynı araçla karşılaştım. Orta sınıf, beyaz bir sivil araç, hiçbir tarafında resmi bir ibare yok (plaka, yazı vs) ama ön tarafında çakar dediğimiz mavi-kırmızı ışıkla fütursuzca yol alıyor. Dahası trafik sıkıştığında hemen kaldırıma çıkıyor ve tozu-dumana katarak, bir anda önüme kırıyor. Neyin nesidir, kimin fesidir diye merak etmeye başladım. Genç bir şoför ve arka koltukta elli yaşlarında bir vatandaş. Tam kırmızı ışıkta yan yana gelince durdum ve aracın camını açınca sordum hemen ’’ Bu araç nerede görevli kardeşim, siz kimsiniz, bu ışıkları niye kullanıyorsunuz’’ diye sorduğumda yüzüme sersemce baktı ve hızla uzaklaştı. Bense kızgın ve şaşkındım; ne oluyor bize be kardeşlerim; biz ne zamandır böyle bencil, acımasız ve kendini kurnaz sayan kör cahil bir toplum olduk.
Fotoğraf-1 Özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde Adana’nın trafik kâbusu.

          Her normal, akıllı ve namuslu bir vatandaş gibi ben de kural ve yasalar çerçevesinde yaşama çabası içinde olan sıradan biriyim. Kırmızı ışıkta dururum, tüm vergilerimi ve harçlarımı, elektrik, su borçlarımı zamanında öderim. Peki, tüm bunlardan terbiyesizce sıyrılan, tüm kural ve yasalardan kendini muaf sayan; insani nezaket ve ahlaki koşulları bir kenara bırakan kişilere ne diyelim?... Üstelik gelinen noktada ülkemin nüfusunun çok ciddi bir kısmı artık bu şekilde yaşıyor ve sesleri hepimizden daha fazla çıkıyor. Bu durumda ben korkak ve aptal, sizler ise cesur ve zeki mi oluyorsunuz sevgili yurttaşlarım?...

          Herhangi bir özel gün ya da bir milli bayram olmaksızın da güzel Bayrağımızı evimin balkonuna asmaktan onur ve keyif duyarım ama senin düşündüğün anlamda ’Türk Milliyetçisi’’ değilim kardeşim. Yani Türkiye’min bayrağını evime ya da işyerime asmam için bir şehit haberinin gelmesine ya da milli duygularımı şaha kaldıracak bir olay olmasına gerek yok her zaman. Kavramların içinin boşaltıldığı günümüzde hamaset edebiyatı yaparak; bir ırkın bir diğer ırka üstünlüğünü hiçbir zaman kabul edemem ve savunmam. Ulusalcılık evet ama kafatasçılığa hayır diyorum her zaman. O nedenle de etnisiteye dayalı hiçbir görüş ve ideolojiye sempatiyle bakamam. Yani ‘’Türk Milliyetçiliği’’ neyse ‘’Kürt Milliyetçiliği’’ de aynıdır benim için. Yalnızca yaşadığım coğrafyanın, bu güzel Anadolu’nun insanı olmak yetiyor bana.
Fotoğraf-2 Cumhuriyet Bayramı- Bayrağa Saygı yürüyüşü.

          İlk gençliğimden bu yana kendimi Sol’da gördüm her zaman. Kendini Sosyal Demokrat gören ve kerhen oy verdiğim bir partiyi ve yöneticilerini de en acımasız şekilde eleştirebilirim her an. Yani o partiye oy verdiğim için her şeye ve herkese karşın yaptıklarını ya da yapmadıklarını sonuna kadar savunacak kadar fanatik ve bağnaz değilim kardeşim. Takım tutar gibi parti tutmayı sevmem hiç. Oy verdiğim bu partinin yöneticileri veya belediye başkanları yolsuzluk veya haksızlık yaptığı anda ilk tepkiyi ve hatta küfürü benden görmeli diye düşünüyorum hep. Ha, bir de şu var elbette; solcu olmak demek evrensel değerleri bırakıp körü körüne mezhep ya da ırka dayalı bir siyaseti savunmak demek değildir kesinlikle. ‘’Kürt Kimliğini Tanımak ‘’ başka şey ‘’Kürtçü Olmak’’ başka şey. Hiçbir ırk, din, mezhep, dil gibi ötekileştirici kavramlar; Sol’un evrensel değerleri içinde kesinlikle yer alamaz, almamalı diye biliyorum. Tek geçerli kavram ve değer İNSAN’ dır benim için.
Fotoğraf-3 Sürgünün, yokluk ve yoksulluğun ırkı, dini ve dili yok ne yazık ki…

          Tipik bir Adanalı olarak yetiştirildim ve yaşamım boyunca hiç kimsenin inancını sorgulamadığım gibi kimsenin de benim inancımı tartışmasına izin vermem. Senin beklediğin veya istediğin gibi ibadet ve inancımı sergilemediğim için beni ‘’Dinsizlik veya inançsızlıkla’’ suçlayamazsın be kardeşim. Ben; senin inancını dilediğince yaşayabilmenin garantisiyim biliyor musun? Çünkü ben ve benim gibilerin ‘’Yaşama Saygı, İnsana Saygı, İnanca ve Doğaya Saygı’’ düsturu sayesinde varsın, farkında mısın? İnsana ve cana kast etmediği sürece her inanç saygındır benim için. Çünkü bütün inançların ve dinlerin aynı potada harmanlandığına inanırım hep; ‘’Benim Kâbem İnsandır…’’
Fotoğraf-4 Her din ve inanç saygındır.

 

Aralık 2015 – Adana

 




Sayı 30 (Ocak - Şubat 2016)

Bu yazı 1618 defa okundu.