Adana’da Fırka-i Islahiye’den Kuvā-yı milliyye’ye

Adana’da
Fırka-i Islahiye’den Kuvā-yı milliyye’ye 
Çarşı Ağasından Belediye Başkanına
 
 
19. Yüzyıl, Osmanlı yönetimini değişerek gelişmeye zorlayan asır olmuştu.
Değişim talebi kentsel yaşamda da ortaya çıkıyor.
O  dönemde beledî (şehir ile ilgili) hizmetlerin yetersiz haldedir. 
Şehirlerde çarşı ağaları eliyle yürütülen yerel hizmetler artık ihtiyaçları karşılayamaz olmuştur. Değişimin ilk ve önemli adımı İstanbul’da şehremaneti kurularak atılacaktır.
İstanbul’da başlayan süreç zamanla belediye teşkilatlanmasını ortaya çıkaracaktır. 
Osmanlı payitahtında başlayan değişim Anadolu kentlerini ve Adana’yı etkileyecektir. 
 
1. Çukurova’ya
Fırka-i Islahiye İle Gelen Düzen
 
 
19.Yüzyıl Osmanlı devletinin taşradaki otoritesinin zayıfladığı dönemdir. 
1832’de Serdar-ı Ekrem Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Antakya-İskenderun arasında geçen savaşta yenilmesiyle Adana’nın yönetimi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Mısırlı İbrahim Paşa’nın eline geçer. 
Mısırlı İbrahim Paşa Adana ve çevresinin ekonomik potansiyelini değerlendirme düşüncesindedir: Adana’nın yönetimini eline aldıktan sonra işe koyulur: 
Tarımın gelişip üretimin artması için etkili çalışmalar yapılır. 
Toroslardaki maden cevherlerinin araştırılıp işletilmesi için harekete geçilir. 
Bu amaçla madenci Russeger’i Adana’ya getirtir (5 Ağustos 1836).
*    *   *
Ancak Mısırlı İbrahim Paşa’nın Adana ve çevresi üzerindeki egemenliği uzun sürmeyecektir: 1841 yılında yapılan Londra Muahadesi ile egemenlik tekrar Osmanlı yönetimine geçecektir.
Egemenlik Osmanlılara geçer geçmesine de...
Bölgedeki kaos kargaşa halen devam etmektedir.
Aşiretlerin isyanı, merkezi yönetime itaatsizlik sürmektedir. 
 
* “Adana çevresinde asayişsizlik ve merkezi otoriteye itaatsizlik, 1853’de Kırım Savaşında ordunun istediği askerlerin yollanmaması ile iyice su yüzüne çıkacaktır.” (1) 
*    *   *
Orduya asker vermeme tutumu bardağı taşıran damla olur:
*“ Kırım Savaşı’ndan sonra Çukurova’da büyük *ıslahat yapılır.
Osmanlı hükümeti, orduya asker temini için yeni kaynaklar sağlamak; bölgeyi itaat altına alıp güvenliği temin etmek, vergileri düzenli almak; konar-göçerleri yerleşik hayata geçirip tarımsal üretim yapmaya teşvik etmek için askeri bir güç oluşturur.
*   *   *
“1864-65 yılları Çukurova için bir dönüm noktası olacaktır.
Bu tarihlerde Ahmed Cevdet ve Derviş Paşalar, *Fırka-i Islahiye adı verilen bir
Kuvvetle Adana’ya gelirler. Maksatları Kozanoğulları, Karsantıoğulları gibi ailelerle Sırkıntı, Afşar (veya Avşar), Bozdoğan, Varsak (veya Farsak), Cerit, Tecirli ve Oruç aşiretlerini itaat altına almak ve yerleştirmektir.” (2)
*   *   *
Fırka-i Islahiye adı verilen bu güç bölgedeki isyancı toplulukları etkisiz hale getirir. 
Fırka-i Islahiye Kuvveti’nin kurduğu düzen sayesinde;
Bölge halkı devlet idaresi altına alınmış, yeni şehirler ve köyler kurulmuş, 
devlete isyan halindeki aşiret beyleri ve ağalarının güç ve etkinlikleri kırılmıştır. 
Altı ay süren düzenleme-yenileme çalışmaları sonucunda Çukurova tarıma açılmıştır. Çukurova, günümüzdeki haline gelmesini bir bakıma bu ıslahata borçludur.”(3) 
Tarihsel kayıtlara göre Adana ve çevresindeki söz konusu kaos 1864-65 yıllarına 
kadar devam etmiştir 
*    *   *
*Fırka-i Islahiye: Abdülazîz Han devrinde güney ve güneydoğudaki âsileri yola getirmek için kurulan özel askerî birlik. İskenderun'dan Maraş ve Elbistan'a, Kilis'ten Niğde ve Kayseri'ye, Adana sâhillerinden Sivas'a kadar olan bölgedeki âsileri ıslâh etmek için kuruldu. Kumandanı Müşir Derviş Paşa, komiseri de Ahmed Cevdet Paşa olup, on beş piyâde taburu ve iki süvâri alayından meydana geliyordu.
 
Kırım Harbi (1853-1856) devâm ederken, Osmanlı ordusunun cephede olmasından istifâde eden fırsatçı eşkıyâlar ile Ermeni âsileri Halep, Kozan ve Adana bölgelerinde isyâna, ahâliyi katletmeye başladılar. Bu katliamlar üzerine 1866'da bölgede harekâta başlayan Fırka-i Islâhiye, Halep, Kozan, Adana ve çevresinde faaliyette bulunan eşkiyâyı kısa sürede ortadan kaldırdı. Hac yolunu kesen Küçük Alioğullarının tehditlerine son verdi. 
 
Fırka-i Islâhiye, Cevdet Paşanın başkanlığında bölge aşîretlerinin ileri gelenleriyle, toplantılar ve görüşmeler yaparak göçebe halkı büyük ölçüde yerleşik düzene geçirmeyi başardı. Bölgede asâyişin sağlanması ve Fırka-i Islâhiyenin İstanbul'a dönmesi ile teşkilâtın görevi sona ermiş oldu (1867). - www.turkcebilgi.org
*    *    *
*Islahat   İng. Reform 1.Genel olarak herhangi bir kuruluşta, devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek. 2. Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad. – (BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü 1974)
 
2. Adana’nın “Deli” Valisi Halil Paşa
 
1867’de bir önemli gelişme daha yaşanır.
Halep’e bağlı bir paşalık olan Adana, 1867’de bağımsız vilayet yapılır. 
Çukurova’da *mülkiye teşkilatı oluşturulur. 
*    *    *
*MÜLKİYE : Askeriye ve ilmiye teşkîlâtının dışında kalan mutasarrıf, vâli, 
kaymakam vb. devlet idârecileri sınıfı.
*    *    *
O tarihte Adana Valisi Halil Paşa’dır.
Halil Paşa, kısa süren valilik döneminde sonuç alıcı işlere imza atar: 
Göçer aşiretlerin yerleşik düzene geçmesini sağlayan hizmetler yapar. 
Adana’nın düzenli şehir olması için dikkat çekici çalışmalar yapar.
Hatta bu amaçla sıra dışı sert önlemlere bile başvurur.
Bu uygulamalarından biri Halil Paşa’nın “Deli Vali” diye anılıp  bu adla “ün kazanmasına“
yol açacaktır. Vali Halil Paşa’ya “ Deli ” ünvanının verilmesine yol açan olay günümüzde de 
yaşanan kent sorunlarından birinin çözümü sırasında ortaya çıkar. 
Sorun, gecekondu yapımı ve kaldırım işgalleridir. Vali Halil Paşa, gecekondu 
barakaları yıkmaya, kaldırım işgallerini önlemeye girişince bakınız neler yaşanır...
 
3.Vali Halil Paşa 
Barakaları Yakıyor
 
Buyük Saat’in bulunduğu yerde o tarihte *“ Muvakkithane Binası” varmış.
Bilindiği üzere tarihî yapı Ulu Cami de oradadır. İşte oradaki kaldırımların üzerlerine esnaf sınıfından kimseler kirli paslı tenekelerden barakalar yapmışlardır. 
Vali Halil Paşa, kaldırım işgalleriyle mücadeleyi başlatır. 
Kent merkezindeki bu mezbele görüntüyü ortadan kaldırmak ister.
Tedbirler alır...Uyarır, talimatlar yayınlar. Ama...Kaldırım işgalcileri tedbir ve talimatları umursamazlar kaldırım işgaline devam ederler. Bir iki üç...Sonuç yoktur. Esnaf bildiğini okumakta şehir merkezindeki mezbele görüntü devam etmektedir. 
Sonunda Vali Halil Paşa’nın sabrı taşar ve sıra dışı bir iş yapar...
Mezbelelik (Çöplük, süprüntülük) görüntüsü veren barakaları ve dükkanları  gecenin geç saatlerinde adamlarını gönderir petrol gazı döktürerek yaktırır. 
Yangın şehirde kısa sürede duyulur.  
Barakaları yakılanlar panik içinde öfke yüklü halde olay yerine koşarlar.  
Telaş karmaşa bağırış çağırış yaşanır. 
Önce ne olduğu yangının nasıl başladığı bilinemez. 
Ama...Bu durum çok sürmez... 
Barakaları kül eden yangının Vali Halil Paşa’nın emriyle çıkarıldığı anlaşılır.
Barakaları yakılanlar, Halil Paşa’yı, İstanbul’a (Osmanlıya) şikayet ederler. 
Bunun üzerine Halil Paşa Halep’te yargılanmak üzere görevden alınır. 
Halil paşa Adana’dan ayrılırken, barakaları yakılan işgalciler arkasından 
teneke çalarlar ...“ Deli Vali... ““Gitti de kurtulduk...” diyerek diye bağrışırlar. 
*    *    *
MUVAKKİTHÂNE: İçinde muvakkitler tarafından ayarlanmış saatlerle bu işe yarayan âletlerin bulunduğu, küçük bir rasathâneyi andıran ve daha çok büyük câmilerin bitişiğinde yer alan binâ. MUVAKKİT:  “vakti belirlemek”ten muvaḳḳit): Dünyânın güneş etrâfındaki hareketine göre vakti ve bilhassa namaz vakitlerini belirleyen kimse
*    *    *
 
4. Yargılanan Halil Paşa 
Mahkum Olur mu?
 
Halil Paşa  Halep’te yargılanıp mahkum olmuş mudur? 
Yargılanır, ancak suçlu bulunmaz. 
Halil Paşa'nın, Adana valiliği, 11 ay 24 gün sürmüştür. 
Bu çok kısa bir zaman dilimidir, bir yıl bile değildir...
Süre, kısadır ama...Halil Paşa, köylerde yaptırdığı düzenli yollarla, tarımsal üretimi kolaylaştıran su kuyularını açtırmasıyla, çamur evler yerine taş evler yapılması için verdiği desteklerle ve Yüreğir’deki göçer aşiretlerin yerleşik düzene geçmelerini sağlamasıyla iz bırakıp gitmiştir Adana’dan. (4)
*    *    *
Her iyi ve başarılı yöneticiye yapıldığı gibi, Halil Paşa’da, başarısı sebebiyle cezalandırılmıştır. Sayıları az ama sesleri fazla çıkan çıkarcı gruplar 11 ay gibi kısa sürede önemli hizmetleri başaran Halil Paşa’yı şikayet etmişler,”Deli” diye adlandırmışlar ve sonuçta görevinden ayrılmaya mecbur bırakmışlardır.
*    *    *
Bir kaç not daha düşelim...
O dönemlerde günümüzdeki haliyle bir belediye teşkilatı yoktu. 
Ne vardı? Muhtesipler vardı. Günümüzde belediyelerin yaptığı iş ve hizmetleri 
İhtisap Ağaları (ya da Çarşı Ağaları) diye anılan görevliler yapıyordu. 
*    *    *
Takvim yaprakları 20.Yüzyıla doğru düşerken...
Artık Muhtesipler Dönemi’nin de sonlarına geliniyordu. 
Yerel hizmetleri yapan yetkililer “Belediye Başkanı” olarak anılıyordu. 
Ancak adları böyle konsa da, belediye hizmeti olarak tanımlanan iş ve hizmetlerin çeşitlenip çoğalması birden bire olmamış,  bir süreç yaşanarak ortaya çıkmış. Belediye başkanı sıfatı ile göreve gelenlerin çoğu geçmişten gelen geleneksel anlayışı devam ettirmişler. 
 
Değerli okurlarım
Önceki yazılarmda Adana’da Bezdikyan Kirkor Efendi ile Sinyor Artin’in belediye başkanlığı dönemlerine ait elde mevcut bilgileri anlatmıştım. Yerel yönetim hizmetleri bağlamında ortaya çıkan değişimin ayak sesleri adı geçen başkanların döneminde bile duyulur hale gelmişti. 
Her ne kadar geleneksel uygulamalar sürüyor olsa da değişim süreci başlamıştı. 
Süreç, belediye teşkilatının oluşması yönünde devam ediyordu. O  “muhtesiplerin sonu” diye anabileceğimiz dönemin iz bırakmış isimlerinden biri de Said Efendi’ydi.  
“ Adana 1967 İl Yıllığı “ nda Said Efendi şöyle anlatılmış:
 
5. Son Çarşı Ağalarından Said Efendi
(1868-1870)
 
 
*“ O yıllarda, henüz belediye bir teşkilat olarak ayrılıp kurumlaşmadan önce, Adana’da
 “ Çarşı Ağası” adı verilen insanlar görev alırlardı. Bu insanlar haksız kazanç elde edilmesini engelleyen ve bir nevi düzeni koruyan kişilermiş. Onlardan biri olan Said Efendi çalışkan, görevine çok bağlı bir kişilikmiş. Hanlara getirilen gıda maddelerini  etkin bir şekilde denetlermiş.Yanında gezdirdiği kantarcıya, gıda maddelerini, çuval içinde omuzda taşınan “sıyırma kantar”larla tarttırıp kontrol ettirirmiş..” (5) Anlaşılan o ki; Çarşı Ağası Said Efendi, ölçüde tartıda hile ile sıkı bir şekilde mücadele etmiş.Said Efendi için  “Adana’nın Son Çarşı Ağası “ demek mümkün.
 
Değerli Okurlarım 
O dönemde şehir ile ilgili hizmetler yol, su, kanalizasyon, temizlik, park-bahçe, imar düzenleme işleri ağırlıklı değilmiş; daha çok çarşı pazar denetimi, ölçü tartı işlerindeki hileleri önleme, ekmek gibi ve benzeri zaruri ihtiyaç maddelerinin narhlarını (satış fiyatlarını) belirleyip kalite kontrolünü yapma gibi ve benzeri denetim ağırlıklı işlermiş.
 
6. Saat Kulesi ve Kız Lisesi Yapılıyor
Belediye-Başkanı Hacı Yunus Ağa
(1881-1882)
 
 
Dönemin Valisi Abidin Paşa’dır.  
Çarşı Ağası Said Efendi’den sonra  görev alan kişi Hacı Yunus Ağa’dır. 
Hacı Yunus Ağa,  “ Belediye Başkanı” ünvanı ile göreve gelmiştir.
1881-1882 yılları arasında görev yapmıştır. 
Büyük Saat Kulesi ve Tarihi Kız Lisesi Binası Hacı Yunus Ağa’nın
belediye başkanı olduğu dönemde yapılmıştır. 
 
Vali Abidin Paşa tarımın makine ile yapılmasına önem vermiştir.  
Görev döneminde narenciye ve pamuk ekimini teşvik etmiştir. (6)
Taş Köprü’yü şehir merkezine bağlayan caddeyi açtırmıştır. 
Vali Abidin Paşa’nın adı açtırdığı bu caddeye verilmiştir. 
(Günümüzdeki Abidin Paşa Caddesi). 
Demek oluyor ki...
“ Hizmet yap suya at bir kadir kıymet bilen çıkabiliyor”...
Bir not daha düşelim...
O dönemde yerel hizmetleri yönlendiren erke valiler sahip.
Yönlendirici belirleyici kararları valiler alıyor.
 
7. 1882-1903 Dönemi 
Belediye Başkanları
 
Değerli Okurlarım 
İhtisap kurumunun devamı mahiyetindeki geleneksel yerel yönetim anlayışı, 
20. Yüzyılın ilk dönemlerini de kapsamak üzere bir süre daha devam edecektir. 
O dönemde göreve gelen belediye başkanlarının hizmet süreleri, bazı istisnalar dışında, 
iki yıldır. O dönemin belediye başkanları geleneksel iş ve hizmetleri sürdürmüşlerdir. 
Aralarında iz bırakanları da vardır iz bırakmadan geçip gidenleri de mevcuttur:
 
  • Bağdadi Abdulkadir Efendi (1883-1884)
  • Ahmet Tevfik Bey ( 1884-1886)
  • Sırkıntılı Hacı Mustafa Efendi (1886-1888)
  • Avadis Mongain 1888-1889)
 
Yukarıda adları geçen belediye başkanları için, Adana’da iz bırakmamışlardır, diyebiliriz. Dönemlerinde yapılmış bir anıt eser bilinmiyor. Kenti geliştiren önemde bir hizmete kayıtlarda raslanılmamış. 
Sanırız güncel işleri yürüterek dönemlerini tamamlamışlardır.
 
8. Başkan 
Ramazanoğlu Kasım Bey 
(1890-1891)
 
 
1890’da göreve gelen Ramazanoğlu Kasım Bey, Kadirli yöresinden Kavurgalı aşiretindendir. 
Yüreğir ovasında geniş arazileri olan *Mennan Bey’in oğludur. 
Ramazanoğlu adını akraba evliliği ile aldığı söylenmektedir.-(7) Sonraki dönemlerde milletvekilliği 
ve belediye başkanlığı yapacak olan tarih araştırmacısı Kasım Ener’in büyük babasıdır. 
Görev döneminde “ Tartı ve Temizlik Teşkilatı ”nı kurmuştur. Kayıtlarda başarılı hizmetler yaptığı nakledilmektedir. Belediye başkanlığında gösterdiği başarı üzerine Ceyhan Kaymakamlığı 
görevine getirildiği kayıt düşülmüştür.
*    *    *
* (Mennan Bey, Adana’da zenginli ile ünlü bir kimsedir. 
Öyle ki...Birileri israf düzeyinde harcama yaptığında, Adanalılar, bu kişilere 
‘Mennan Bey’in torunu musun?!’ seslenirler).
 
9. Belediye Başkanı 
Debbağzade Hacı Ali Efendi 
(1891-1895)
 
 
Ramazanoğlu Kasım Bey’den sonra hoca kökenli *Debbağzade Hacı Ali Efendi (1891-1895) belediye başkanı olmuştur. Taşköprü ile Hükümet Konağı arasında bulunan Debbağhaneyi nakletmiş, bu yöredeki bataklık araziyi kurutarak yol yapmıştır. Böylece o dönemin yağmur sonrasında geçilemez haldeki yolu geçilebilir duruma getirmiştir. 
*( Debbağ: Deri terbiye eden kimse, tabak, sepici).
 
10. Başkan İbrahim Rasih Efendi 
(1893-1899)
 
 
“ Adana’nın Yolları Taştan Oluyor “
 
İbrahim Rasih Efendi, Hoca kökenli belediye başkanlarındandır. 
Vali Bahri Paşa döneminde dört yıl başkanlık yapmıştır
Belediye Başkanı İbrahim Rasih Efendi’nin denetim konularında titiz olduğu, 
bir çarşı ağası gibi davrandığı, çarşı esnafını bizzat denetlediği kayıtlara geçmiş. 
 
İz bırakan eserlerinden biri ise şiirlere türkülere ilham vermiş. 
Hatta o türkü ile parke taşlı yollar Adana simgeleri arasına girmiş. 
 “Adana’nın yolları taştan “ türküsüne ilham veren parke taşlı yollarıdır.
“ Adana’da gece geçtim soğuk sularında içtim” dedirten de Güzel Oluk (ya da Mezar Oluk), 
Şeker Pınarı, Vali Çeşmesi, Toroslardaki yaylalarda çağlayan pınarlardır.
 
Adana yolları yıllarca parke taşlı kaldı. 
Adana’da uzun dönem kent ulaşımı sağlayan faytonlar o yollar üzerinde gidip geldiler. Faytonları, karüse arabaları çeken atların nalları o parke taşların üzerinde söylüyorlardı ritmik şarkılarını.
 
11. Bahri Paşa Çeşmesi 
 
 
Kuruköprü Meydanı’nda bulunan Bahri Paşa Çeşmesi, Başkan İbrahim Rasih Efendi  
döneminde yapılmıştır. Bahri Paşa Çeşmesi 63 yıl boyunca özgün yerinde akmış. 
Bu süre zarfında da insanların ve hayvanların susuzluğunu gidermiş. 
 
Adana gibi sarı sıcağın hüküm sürdüğü bir kentte su kaynağı önemlidir.
Ellili altmışlı yıllarda şehir merkezinde bodiçlerde (bir tür su kabı) içine buz atılmış su satılırdı.
Bilhassa  Dörtyolağzı’nın oradaki meydanda (şimdiki İnönü Parkı) mitingler yapıldığında sucular,
 “ Buz gibi su 32 dişine trampet çaldırıyor! “ nidalarıyla su satıp yevmiyeyi doğrulturlardı. 
O yıllarda at arabaları  kent içi nakliyede önemli yer tutuyorlardı. 
Karüse ya da naylon denilen  si arabalar yük taşırdı. 
Fayton arabalar da insanları taşıyorlardı. 
Kurupörüdeki Bahri Paşa Çeşmesi’nin önünde genişçe bir su yalağı vardı. 
Bendeniz bunu gayet iyi anımsıyorum çünkü Çeşmeden su içerken (7 yaşındaydım) atları 
ürkütmüş bir faytoncudan hafif bir kırbaç darbesi yemiştim. Velhasıl değerli okurlarım insanlar Bahri Paşa Çeşmesinden hayvanlar ise işte o önündeki 
yalaktan su içerlerdi. 
 
12. Bahri Paşa Çeşmesi Yıkılıyor (1952)
 
Ne var ki tarihi Bahri Paşa Çeşmesi’nin “yazgısında” yıkılıp yeniden inşa edilme varmış:
Bahri Paşa Çeşmesi yıkılacak, gün gelecek yeniden yapılıp ayağa kaldırılacaktır. 
Hatta çeşme “ayaklandıktan” sonra yer değiştirecek Atatürk Parkı içindeki günümüzdeki yerinde konaklayacaktır.  Tarihi çeşme halen bu yeni yerindedir.
Şimdi  öyküsünü paylaşalım:
Bahri Paşa Çeşmesi, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25’inci yılı anısına 
1901 yılında Kuruköprü mevkiinde yapılmıştır. 1952’ye kadar orada akmıştır.Belediye Başkanı Ali Sepici döneminde yıkılmış taşları ve kitabesi Adana Etnografya Müzesi’nde koruma altına alınmıştır. 
 
13. Bahri Çeşmesi Yeniden Yapılıyor
 
 
Kuruköprü Meydanı ile birlikte anılan...
Adana kent kimliğinin önemli bir parçası olan tarihi çeşme Recep Birsin Özen’in vali, Selahattin Çolak’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yeniden inşa ettirildi. 
Proje Mimar Zeynep Çavuşoğlu tarafından hazırlandı. 
Ancak tarihi çeşme, Kuruköprü Meydanı’ndaki özgün yerine değil Atatürk Parkı içerisinde 75.Yıl Sanat Galerisi yanında belirlenen yere inşa edildi. Bahri Paşa Çeşmesi  halen oradadır (2016) . Oysa,  Kuruköprü Meydanı’nda yeterli yer vardı...
 
12. 1899-1918 Dönemi Belediye Başkanları 
 
İbrahim Rasih Efendi’nin belediye başkanlığı döneminde kalmıştık.
İbrahim Rasih Efendi’den sonra Hacı Yunuszade Ali Efendi (1899-1903) belediye başkanı oluyor. Takiben Ramazanoğlu Suphi Paşa (1903-1906), Ramazanoğlu Tevfik Bey (1906-1908 ve 1918-1919) , Murteza Efendi (1908-1913), Süleyman Vahit Efendi (1913-1915) ve Cemal Bey (1915-1918) belediye başkanlığı yapıyorlar. 
*    *    *
Değerli Okurlarım 
Adana 20 yüzyıla girildiğinde karmaşık ve acı olayların yaşadığı döneme de girmiş oluyordu. İğtişaş, Kaçkaç , Kuvay-ı Milliye Günleri -Kurtuluş Dönemi diye anıp adlandırdığımız o yılların Adana’sını ve yaşanılan olayları yazı serimizin devamında sizlerle paylaşma gayreti içinde olacağım.
“ Tarihte ve Günümüzde Adana” başlıklı yazı serimiz devam edecek.
Sağlık ve sevgi içinde olun. Hoşçakalın.
 
 
 
Yararlanılan Kaynaklar
 
(1) – Gözde Ramazanoğlu; Adana’da Tarih-Tarihte Adana
                        “ Yusuf Hallaçoğlu, Fırka-i Islahiye” 
(2)  – Gözde Ramazanoğlu; Adana’da Tarih-Tarihte Adana“
                        “ Yusuf Hallaçoğlu, Fırka-i Islahiye ” 
(3)  – “ Yusuf Hallaçoğlu, Adana Köprübaşı s,14)
(4) – “ Geçmişten Günümüze Adana Belediyesi ve Başkanları, s: 49-50”
(5)  - “ Adana 1967 İl Yıllığı, s: 16 “
(6) - “ Adana 1967 İl Yıllığı, s: 16-17 “
(7)  - “ Yurt Ansiklopedisi “
(8) AdanaBüyükşehir Belediyesi Altın Koza Fotoğraf Müzesi Arşivi
 



Sayı 34 (Eylül - Ekim2016)

Bu yazı 1382 defa okundu.