Abrakadabra Ateşin Cinleri Yok Olsun

Bu öykü, bir taş işçisi olan Teodoros’un, Teofilos’a dönüşümünün  öyküsüdür.

 

Roma dönemi ile birlikte  Çukur-ova’da iş imkanları artmıştı. Teodoros, Yumurtalık Osmaniye arasındaki su yolu yapımı başladığında buraya taş işçisi olarak girdi. Mesafe kuş uçuşu 40 kilometreydi. Ancak arazinin eğimli olması, Tüysüz mevkinde bulunan volkanik yapı ve dağlar işi zorlaştırıyordu. Ancak işin süresinin uzaması kazancının devamı anlamına geldiği için de  bir şikayeti yoktu.


Teodoros’un hastalığı geleneksel hasat şenlikleri sırasında başladı.  Bu şenlik için Ceyhan Nehri çevresindeki şehirlerde yaşayan insanlar, günümüzde Osmaniye ili içerisinde kalan Kastabala’da toplanıyordu. Bu kentte bulunan Perasia Artemis Tapınağı rahibelerinin ateş üzerinde yürüdüğü ayinlere Teodoros da katılmıştı.
Ayin sonu rahibeler tepelere doğru çılgın bir şekilde koşarak uzaklaştılar. Bazı ustabaşları  Mitra rahiplerinin kurban törenlerinde kesilen boğanın kanıyla banyo yapmayı tercih etmesine rağmen, o rahibelerin arkasına takılmıştı.


Teodoros Hastalanıyor
Ağustos ayının başındaki ayinden birkaç hafta sonra ateşinin yükseldiğini ve bunun her iki günde bir tekrarladığını fark etti. Karnı şişiyor ve sağlığı bozuluyordu. Kutsal değerlere o güne kadar saygısızlıkta bulunmamıştı. Zamanı geldiğinde kurbanlarını kesiyordu.   
Ama olsun… Hastalığı için Kastabala’daki adak taşında, “Teois Pirettoi” ye yeniden kurban kesti. Buna rağmen yakınmaları devam ediyordu. Bu konuda uzmanlaşmış birilerine gerek vardı artık.
Aslında herkesin bildiği bir çözüm vardı; ancak bu çok tehlikeliydi. Üzerinde ateşi kovalayan sihirli sözcükler (Abrakadabra gibi) olan muskaları takması onu sağlığına kavuşturabilirdi. Ancak bu muskaları taşımak, yalnızca imparator ailesine ve yöneticilere ait bir ayrıcalıktı. Ateş veren cinler, herkes muskalı olsa kimi çarpacaktı? Kim yaşantısını kaybedecek, yer altı  tanrısı Hades  kime hükmedecekti. Bu muskaları, imparator onayı dışında takanlar bu nedenle öldürülüyorlardı.

Kan Aldırdı…
Lahana ve Baklaya Perhiz Yaptı…
Çaresiz hastalığını yarı doktor olan rahiplere göstermek için Andıl’a gitti. Sunak üzerinde bir kurban kesti. Kırmızı uzun giysili, sivri pabuçlu Rahip, sunak üzerinde kesmiş olduğu kurbanın iç organlarını inceledi. Ateşin yüksekliğini kanın fazla gelmesine bağladı. Bu yüzden rahip, Teodorus’tan kan aldırdı ve lahana, bakla gibi yiyecekleri yasakladı. Onu sıkı bir rejime soktu. Ancak tedavi yeterli gelmiyordu. Rahip “Şimdiye kadar iyileşmiş olman gerekirdi” dedi.
Rahip ne yapacağını şaşırmıştı. Birden bire atladığı bir şeyi hatırladı. Ateş iki günde bir geliyordu, halbuki kendisi “Quatran” yani üç günde bir gelen ateşin hekimiydi. Rahatlamıştı, Teodoros’u bu konuda uzman Yumurtalık Asklepeion’una (dünyanın ilk hastanelerinden biri) gönderdi.
İsodora Çağırıyor
Yumurtalık Asklepeion’u kiremit çatılı büyük bir binaydı. Binada tedaviden ücret alınmıyordu. Ancak bağış ve adaklar kabul edilmekteydi. Alnı akıtmalı bir dana aradı. Aradığı gibi olan danalar çok pahalıydı, ayrıca yeni giysiler almalı ve üç gün oruç tutmalıydı. Sağlık harcamaları o yılki gelirini eritmişti. Ancak hiç olmazsa bir horoz kurban edebilecekti. Gece tapınakta yattı. Gecenin bir yarısı rahipler ve rahibeler ellerinde kandiller yanına geldiler. Rüyasını sordular, Teodoros rüyasında büyük büyük annesi İsodora’yı görmüştü . İsodora ona “Anavarza’ya” gel diyordu.
Rahip adağı beğenmedi, ancak bir şey de söylemedi. Teodoros‘un Andıl’dan geldiğini duyunca bu Andıl’daki hekimlerin bir bildiği yok diye düşündü. Kaç defa söylemişti kan alımı işlerinin bıçakla değil, dikenle yapılması gerektiğini. Sonra iyileşme cinlere bırakılabilirdi. Ellerini yukarı çevirdi ve gökyüzüne bakarak;
“Aesculap, Hygea ve Sibil’in bekçileri… Gelin, ben buradayım… Size inandım, iman ettim. Eğer geldiyseniz bir işaret verin” diyerek hayvanı kesti. Hayvanın kanı o zamana kadar görülmediği ölçüde uzağa fışkırdı. Bu işaret iyi miydi, kötü müydü bilmiyordu ama her iki durumda da kutsalların kendisini duyduğuna emindi.

 

Cehennemin En Kötü Yerine…
Tantalos’un Tartaros’una…
Ama nafile… Yapılan tedaviler, perhizler, ilaçlar, kan almalar hiçbir işe yaramamıştı. Artık rahip doktorlar kendisinden kaçıyordu. Bir gün büyük rahibin yanına gittiğinde, kendisinin geldiğini fark etmeyen rahip, onun için  yanındakine “Tantalos’un Tartoros’una gidici”(*) dediğini duydu. O an rüyasını hatırladı. Hiç kimseye bir şey söylemeden Anavarza’ya doğru yola çıktı.
Onun geldiği zaman, Anavarzalılar Agonik oyunlar ve gösterilerden çıkmışlar, vahşi hayvanlara yem yapılacak üç hiristiyan sapkın (o yıllar pagan dinine inananlar, hristiyanlığı sapkınlık olarak görüyor ve onları öldürüyordu) için amfi tiyatronun yolunu tutmuşlardı. Teodoros vahşi hayvanlara yem olacak üç mahkumu gördü. Ne kadar da huzurluydular. Korkmuyorlardı. İçlerinden birisi kendisine seslendi;
“Gel evladım, efendimizi kurtarıcımızı tanıyorsun.”

 

Yeni Bir Dinle Tanışma
Arkasından yüzünü sıvazladı. Birden içinin rahatladığını hissetti. Ateşi aniden düşmüştü.  Nöbetçi askerler mahkumlara ve kendisine gülerek bakıyordu. Amfitiyatrodan aç aslanların sesi geliyordu. İnfazı seyredemedi.
Anavarza’nın kenarı sütunlu büyük kuzey güney caddesinde yürürken, birilerinin kendini çağırdığını duydu. İnsanlar ekmek, şarap ikram ediyorlar ve kurtarıcımız diye birinden söz ediyorlardı. “Bu dünya acı çekme yeri, asıl kurtuluşumuz efendimizin yanı, babamızı görmek istiyorsan içindeki insanı gör.” diyorlardı. O gün ve gece ateşinin tekrarlamadığını fark etti.


Ertesi gün Anavarza mağaralarındaki İsa’ya inananların yaptığı, gizli toplantıya katıldı. Artık ismi Teofilos’du. İçindeki insanı ve efendimizi artık görüyordu.
Teofilos ömrünün kalan kısmını dostlarına mektup yazarak, çeşitli konularda fikirlerini yazıp, onları evrenin efendisi tek tanrıya inanmalarını öğütledi.
“Kendini Hekim’e teslim et, o ruhunun ve yüreğinin gözlerini açacaktır.” sözcüğü, bazı mektuplarıyla birlikte  günümüze kadar kaldı.

 

 

Sözlük

Teodoros: Tanrının Bağışladığı, Hüdaverdi.
Teofilos: Tanrısever.
İsodora: Mısır tanrıça İsis’in bağışladığı.
Ailenin Mısır kökenini gösteriyor.
Abrakadabra: Hastalığı oluşturan cinler
yok olsun. Ateşin cinleri yok olsun.
Teois Pirettoi: Ateşin Tanrıları
Tertian Ateş: İki günde bir gelen ateş.
Quartan Ateş: Üç günde bir gelen ateş.
Askleipeion: Sağlık Merkezi ve Tapınağı.
Aeskulap: Sağlık tanrısı
Tantalos’un Tartaros’u: Tantalos’un
Cehennemi, Cehennemin en kötü yeri.
Agonik oyunlar: Anavarza’nın olimpik oyunları.
Hygea: Aeskulap’ın kızı.
Sibil: Kahin, gelecekten haber verir.
Ölmediğine inanılır.
Hades: Yer altı ve ölülerin tanrısı, Zeus’un kardeşi. Aesculap o kadar çok insanı ölümden kurtarmıştı ki Hades’in şikayet üzerine yıldırım ile cezalandırılmıştı . Antik dönemde (bu günde) hekimlerin hasta kayıplarının kaynağında Hadesin bu isteği göz ardı edilemez.

Zaman; İ.S. 3. yy
Yer; Kastabala, Andıl,
Yumurtalık, Anavarza

Yazı: Mehmet Kobaner




Sayı 3 ( Temmuz - Ağustos 2011 )

Bu yazı 3135 defa okundu.